İlk olarak Çin’de görülen ve ardından tüm dünyanın kâbusu haline gelen Koronavirüs, Asya, Avrupa ve Amerika’dan sonra ülkemizde de görüldü. Koronavirüsün şimdiye kadar tam anlamıyla insandan insana bulaşma mekanizması çözülmüş olmasa da genel olarak solunum yolları hastalıklarının bulaşma prensibine benziyor.
KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurhan Ünüsan, koronavirüsün bulaşma yollarını anlatarak, “Koronavirüs gibi solunum yolları hastalıkları, damlacık saçılması ile yayılır. Yani hasta bir insan öksürdüğünde ya da hapşırdığında etrafında bulunan kişiler, koronavirüse maruz kalır. Bir başka bulaşma yolu ise, damlacık ile kirlenen bir objeyi kullanma sonucunda oluşur.” dedi.
“Ülke Genelinde Tedbirlerin Erken Alınmasında Sağlık Bakanlığı’nın Payı Çok Büyük”
Ülke genelinde tedbirlerin erken alındığının altını çizen Ünüsan, “Ülke olarak tedbirlerin erken alınmasında; gerekli önlemleri vaktinde alarak, etkili uygulayan ve bilim kurulu oluşturup danışmanlık konusunu öne çıkaran Sağlık Bakanlığı’nın payı çok büyük. Biz de KTO Karatay Üniversitesi olarak, virüsün dağılmasını önlemek için hijyen ve sanitasyona yönelik en üst düzey önlemler aldık ve bu konuda sürekliliği sağlıyoruz.” şeklinde konuştu.
“Bağışıklık Sistemini Güçlü Tutmak İçin Kaliteli Uyku, Yeterli-Dengeli Beslenme ve Fiziksel Aktivite Önemlidir”
Hasta kişilerle yakın temas halinde olan aile bireylerin ve sağlık görevlilerinin koronavirüs risk gurubunda yer aldığını belirten Ünüsan, “Şu anda koronavirüse özgü bir tedavi yok. Her virüs tedavisinde olduğu gibi bağışıklık sistemini güçlü tutmak yani yeterli kaliteli uyku, dengeli beslenme ile fiziksel aktivite önemli. Koronavirüsün yayılmasını azaltmada veya enfeksiyondan korunmada ellerin su ve sabun kullanılarak yıkanması gerekiyor. Çünkü zarflı virüsler sabun ile yıkanmaya, alkol ile dezenfekte edilmeye dayanıklı değillerdir.” ifadelerini kullandı.
Beslenme konusuna da dikkat çeken Ünüsan, “Çiğ olarak tüketilecek besinlerin akan suda çok iyi yıkanması gerekmektedir. Mevsiminde ve doğal, sebze ve meyveyi günde 2-5 porsiyon kadar tüketmek oldukça önemli. Yapılarında bol miktarda antioksidan olarak A ve C vitaminleri içermelerinden dolayı bağışıklık sistemimizi destekleyecektir. Çeşitli sebzelerle hazırladığımız salatalarımıza zeytinyağının eklenmesi hem yağda eriyen vitaminlerin emilimini artıracak hem de yapılarında bulunan antioksidan bileşiklerle bağışıklık sistemine olumlu katkı sağlayacaktır. Salatalara sirke eklenmesini ve kırmızı pancar tüketimini de özellikle öneriyoruz. Zerdeçal, üzüm çekirdeği ile de salatalarımızın içeriğini zenginleştirerek bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz. Kuru baklagiller posadan zengindir, demir ve çinko içeriğiyle de bağışıklık sistemimizi destekleyecektir.” diyerek meyve, sebze ve salata tüketiminin önemini vurguladı.
Prof. Dr. Nurhan Ünüsan, “Yetişkinler için günde en az 2 litre su içmek önemli. Hayvansal ürünlerden özellikle deniz ürünleri Omega 3, iyot ve selenyum yönünden zengin olduğu için bağışıklık sistemimizi destekleyecektir. Yumurta sağlığımız için önemli bir protein kaynağı olduğundan günlük beslenmemizde tüketmemiz gerekmektedir ve tüketilmeden önce çok iyi pişirilmelidir. Kefir ve yoğurt gibi kültürümüzün de önemli parçası olan probiyotik ürünlerin yanı sıra soğan ve sarımsağı diyetimizde bulundurmalıyız. Mümkün olduğunca şekerli besinleri diyetimizden çıkartmalıyız.” diyerek bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen stresli ortamlardan ve sigara ve alkol kullanımından da uzak durulması gerektiğini belirtti.


01 Nisan 2020



Anasayfa